|
Muhittin SİRER(Tempo)
Ben de o gruptanım.
Kafadan beğenirim Meg Ryan'ı.
Şirin, tatlı, yumuşak, uyumlu...
Saymaya kalksam sıfatları buraya sığdırmakta zorlanırım.
İşte o kadın, ki adı Meg Ryan,
Geçen Cuma öyle bir filmle çıktı ki karşımıza!
Hilafsız ne kadar sinema eleştirmeni varsa, hepsi aynı şeyi yazdı:
Aaaaa Meg Ryan çıplak!
Neden şaşırıyoruz ki bu kadar?
Meg Ryan soyundu diye...
Biz neyiz, biz sütten çıkmış ak kaşık mıyız yani?
Biz soyunmuyor muyuz sanki?
En azından bir...
Hadi diyelim hepsi birarada olmamak kaydıyla, en fazla üç ya da beş kişinin önünde.
Utanmıyor muyuz soyunuk halimizden.
Bedenimizdeki fazlalıklardan, eksikliklerden, eğriliklerimizden, büğrülüklerimizden...
Onumuzdan bunumuzdan.
Bu yüzden değil mi, ışıkları söndürmemiz, karanlığın koruyuculuğuna sığınmamız.
Aslında onları alkışlamak lazım.
Bu nasıl bir cesaretse,
Milyonlarca kişinin önünde soyunuyorlar...
Hem de bütün ışıklar sonuna kadar açıkken.
Ben Meg Ryan'ı hala beğeniyorum.
Meg Ryan aşkı sadece erkeklerde mi var zannediyorsunuz. İnanın bana bir araştırma yapsanız Ryan hayranları arasında erkeklerden çok kadınlara rastlarsınız.
Ayrıca memleketimiz kuaförleri de şu cümlelere çoktan alıştılar.
'Meg Ryan'ın kesimi gibi, Meg Ryan havasında karışık ve o renk, Meg Ryan'ın son filmindeki gibi.'
Gerçekten o şirin, masum ve gizli seksapeli ile Meg Ryan, oynadığı aşk filmleriyle sadece erkekleri değil kadınları da büyülüyor.
Çünkü o, filmlerinde hep kadınların hayalinde yaşattıkları aşkı ve erkeği yakalıyor. Günümüz kadınlarının şefkatli, duyarlı, romantik ama esprili ve kadın değeri bilen erkeği aradığına şüphe yok.
Meg Ryan, Hugh Jackman 'ın rol aldığı ve yönetmenliğini James Mangold'un yaptığı 'Büyülü Çift' işte yine o tarz bir film.
1870 yılından, bir zaman tünelinden geçerek günümüze gelen bir aristokratın, 21. yüzyılın New York'unda yaşayan bir işkadını ile yaşadığı aşkın öyküsü.
Romantik aşk filmi sevenlere ve Meg Ryan hayranlarına tavsiye edilir...
Büyüyünce film yönetmeni olmak istiyorum. Bunu biliyorsunuz, daha önce yazmıştım. Ama daha bitirmem gereken işlerim var. Sonra bir sinema okuluna gitmem gerekiyor. Sonra bir süre asistanlık... O arada da yeterince büyümüş olurum diye düşünüyorum!
Üstelik Alfred Hitchcock ile ortak bir noktam da var. Onun gibi ben de "soğuk sarışınları" seviyorum, filmlerimde onları oynatmayı planlıyorum. Bu ortak noktamızı, Attila Dorsayın "100 Yönetmen" kitabında okumuştum. Hitchcock şöyle diyordu: "Dışardan bakıldığında bir buz dağını andıran, muhafazakar görünümlü ama bir taksinin arka koltuğuna oturduğunda da insanın üzerine atılan ateş gibi sarışın kadınları severim..."
Dışı buz, içi ateş...
Filmlerinde hep Grace Kelly, Kim Novak, Doris Day gibi yıldızlara rol vermesi tesadüf değildi sizin anlayacağınız...
Şu anda bu ölçülere uyan iki adayım var, bakalım ilk filmimde hangisi oynayacak? Birisi Gwyneth Paltrow, ötekisi Meg Ryan...
Meg Ryan hayranlığım ilk "Sleepless in Seattle" filminde başlamıştı. Ve hala o filmdeki Megi arıyorum. Daha sonra çevirdiği birçok film, o filmin parodisi olmaktan ileri gidemedi... "Mesajınız Var" en fecisiydi, keşke seyretmeseydim diye düşünüyorum.
Zahmet değil zevk
Yazının girişinden pek anlaşılmıyor ama aslında bugün Meg Ryanın sinemalarda gösterilen bir filminden söz etmek istiyordum. Megi düşünürken nerelere gelmişim, şimdi ben de şaşırdım..
Film bizde "Büyülü Çift" adıyla oynuyor. Orijinal adı "Kate & Leopold"... Hugh Jackmanin, filmi izleyen tüm kadınların kalbinde derin izler bıraktığına da eminim.
Film kolayca tahmin edebileceğiniz gibi yine bir aşk masalı... "Zamanöda oluşan bir yırtıktan yararlanarak günümüze gelen bir 19. yüzyıl İngiliz asilzadesi (Hugh Jackman - Leopold), Meg (Kate) ile karşılaşır. Günümüz erkekleri işten başka bir şey düşünmedikleri, kadın ruhunun inceliklerinden anlamadığı hatta anlamaya bile çalışmadıkları için Megin ilgisini kolayca çeker, sonra âşık olurlar ve sonra...sını elbette söylemeyeceğim, çünkü filmin sonunu anlatanlardan nefret ederim.
Filmi kalabalık bir kadın izleyici grubuyla birlikte seyrettim. Gözlerinden "Leopold neden gerçek hayatta yok?" dediklerini okuduğum bir grup kadın...
Sonra düşündüm, Leopoldü bu kadar çekici kılan neydi? Yakışıklılığı mı? Hayır, bu tek başına durumu açıklamıyor çünkü sokaklar yakışıklı erkek dolu... Ve biliyorum ki yakışıklılık bir kadının dikkatini çekmek için belki yeterli olabilir ama kendine âşık etmek için asla! Zaten kadınlar sadece yakışıklı erkeklere âşık olsalardı bizler ne yapardık?
Leopoldü çekici kılan şey her şeyden önce "ilginç" olmasıydı. Bilmediği, tanımadığı bir dünyada kendini bulan bir insanın her şeye mesafeli bakan "cool" duruşu...
Ama en önemlisi kadınlara ayıracak zamanının olmasıydı. Bunu bir yük olarak görmüyordu. "Toplantım var, maça gideceğim, televizyonda film var" gibi gerekçeler sözlüğünde yoktu... Kadının kendisine ihtiyacı olduğunu hissettiği her an yanındaydı ve bundan da hiç şikayetçi görünmüyordu.
Fark burada!
Özenerek seçilmiş çiçekler, itinayla hazırlanmış sofralar, "sevdiğim kadın yiyecek" diye dikkatli bir hevesle pişirilen yemekler...
Leopoldü günümüz erkeklerinden ayıran şey buydu: Sevdiği kadın için "zahmete girmek", bunun bir "zahmet" olduğunu aklına bile getirmemek... Kadınların küçük detaylara önem verdiğini iyice anlamak, küçük inceliklerle sıradan bir günü bir şölen havasında yaşamak... Fark buydu!
Biz 21inci yüzyıl erkeklerinin yaratmakta hayli zorlandığı bir fark...
Amerika'nın post-modern New Age abuklukları evresinin klasik bir filmi bu.
‘‘İyilik yapanlar kazanıyor’’ teması var.
Şehirde melekler dolaşıyor.
Uzaktan gördüğüm kadarıyla diğer bütün melekler Nicholas Cage karakterinden çok daha akıllılar.
En azından bir kadına âşık olup da hayatlarını zehir etmemeyi bilecek kadar akıllılar.
Nicholas Cage ise Meg Ryan'a âşık oluyor.
Ah Tanrım, âşık olduktan sonra suratının aldığı şekli keşke bu sayfada size çizebilsem.
Hayatında kadın olmadan önce mel mel bakıyordu.
Kadın işin içine girince suratı öyle bir hal aldı ki, en mutlu anında bile onu sokakta görmüş olsaydınız mutlaka acıyıp biraz para tutuştururdunuz eline.
Kadın öncesinde tek elle sağılan inek suratına sahipti.
Kadından sonra otomatik süt sağma makinesine bağlanmış inek suratına sahip oldu.
Allah'tan Meg Ryan, Nicholas Cage'in suratını göremiyordu.
Güya kendisi melek ya, insanlar onu göremiyor.
Ryan'ın adamın suratını görememesi iyi oldu, çünkü eğer suratındaki ifadeyi görseydi adamın yanından hemen kaçar ve filmin henüz daha giriş aşamasında sona ermesi gerekirdi.
Senaryoyu yazanlar başlarda Cage'i görünmez adam yaparak Hollywood'un ‘‘Her film ortalama 90 dakika sürmelidir’’ kuralına uymuş oldular.
Cage iyi insan rolünü oynuyor.
Bence de iyi insan ama aynı zamanda da bir seks sapığı.
Filmin bence en komik bölümünde Cage, görünmez haliyle Meg Ryan'ın evine giriyor.
Kadını resmen dikizlemeye başlıyor.
Dahası Ryan banyo yaparken de banyonun tam yanına, bütün manzaraların tam olarak görülebileceği bir açıyla oturuyor.
Yalnız olduğunu sanan Meg Ryan da bacaklarını aça aça bir güzel yıkanıyor.
Cage bu olaydan sonra kadına âşık olduğunu sanıyor, ama bence sadece tahrik olmuştur.
Aslında bu sahneyi filmin hemen başına, örneğin ilk beş dakika içine koymuş olsalardı, o zaman Cage'in surat ifadesinin neden böyle mel mel olduğunu da açıklamak kolay olabilirdi.
Çünkü gördüğüm kadarıyla Meg Ryan'ı banyo yaparken dikizleme şansına sahip olabilen bir erkeğin bakışlarının yaklaşık 24 saat kadar düzgün olabilmesine katiyen imkân yok.
Uzun lafın kısası, Nicholas Cage bu filmde aslında romantik ve aynı zamanda dikizci bir seks manyağını canlandırıyor.
Bazı film eleştirmenleri bu filmin ‘‘dokunmak’’ temasını işlediğini yazdılar.
Onlar ‘‘dokunmak’’ kelimesiyle ne anlıyorlar bilemiyorum, ama Cage'in dokunmak kavramıyla tacizi birbirine karıştırdığına eminim.
Filmde öyle bir senaryo vardı ki anladığım kadarıyla senaristler bunu yazarken filmin Amerika'da, en büyük eğlenceleri tarladaki otların büyümesini izlemek olan insanlar tarafından izleneceğini düşünmüşler.
Meg Ryan, bir doktoru canlandırıyor.
Ameliyat yaparken bir hastasını kaybediyor,
Ve neredeyse intihar edecek derecede bir depresyona giriyor.
Yahu bu dünyada her doktor hasta kaybedince onun gibi yapsa tüm hastaneler sadece psikiyatri bölümünden oluşurdu.
Diğer bütün bölümlerde ve hatta ürolojide bile normal doktor kalmayacağından pratikte önemli problemler yaşanırdı.
Yorum
-internet askim, aol i kirdirip numarasini almak isteyecegim ender sahsiyetlerden birisi
-bir de onu "when harry met sally" de o yemekteki muhtesem orgazm performansini
bir de hemen arkasindan o gulusunu goreceksiniz ki asik omayacak male /female
tanimiyom
-o bizim kozmik yengemiz oldu
-mükemmel bi hatun...
yok mükemmel deil, az oldu, mükemmel ötesi....
-muhteşem insan, her filmi başyapıt. bir film bünyesinde meg ryan'ı bulunduruyorsa zaten muhteşem demektir
-gülümsemesine aşık olduğum süper kadın
-kesinlikle her yastan her kesime ah caniiim dedirten sevimli yaratik
-super şirin olupta bi o kadar cekici olmayan bayan
-artık anladım ki hiç bir hatun için el, kol, bacak feda edilmez. beyhude geçmiş bunca yıllarım, ben ona yanarım da yanarım
-kendisine aşık olduğum için, "gerçekte görmeden, konuşmadan, tanımadan nasıl aşık olunur ki?" diye düşünen biri olarak kendime şaşırmama neden olan ...
-erkek olsam beraber olmak isteyeceğim yegane bayan hollywood starı... çok şirin... şirinliğinde seksapel olabileceğinin canlı kanıtı
-güzel hoş hatun ama yaş kemaale ermiş artık
city of angelsdaki ölüm sahnesi eritip bitirmiştir ama beni
-siyah göz makyajının çok yakıştığı insanlardan biri
-çok sevimli insanın içini ısıtan ama asla sexi yakıştırması yapılmaması gereken hatun
-"you've got mail" filminden sonra birçok kişinin tom hanks olmak istediği, doors'ta seyretmeye doyamadığımız, "güzel" denilen her ne ise, o olan hatun.
-nostradamus efendi hazretlerinin bir kehaneti vardir bu kisiyle ilgili
"iki kardes kaos ile birbirinden ayrilacak
kale ayanacak
buyuk lider aglayacak
sarisin kadit romantik komedi de oynayacak"
nostradamus - when sodom met gomoro 1234
-saclarina bayildigim hatun
-su gibi...
-dünyanın en güzel gülümsemesi...
-al karşına seyret sabahlara kadar.
-güzelliği dünya üzerindeki gelmiş geçmiş bütün mucizelerden üstün olan, yaşlandığını görüp üzüldüğüm ve başka bir mucizenin gelip onu zamanın içinde dondurmasını içtenlikle dilediğim kişi.
-sirinlik ve sevimlilik olayiyla bayiltir zaman zaman.
-her nekadar yaşı ilerlemiş olsada herzaman "bayan sevimli surat" derim kendilerine
-hasretinden prangalar dahi eskitebileceğim kadın
-kazara öpüşmemiz halinde başka hiç bir kadını öpemeyeceğimden delicesine korktuğum kişi
-her şekle giren,mimiklerini süper kullanan bi hatun.
-bir tur sac kesim sekline adını veren kadin aktris. sayesinde kadın nufusunun yarisi bir gunde ayni sac trasini tutturdular. o zamanlar ayni katlari kesip duran tüm bicare kuaforlerin zihinlerinde bir meg ryan fotografi vardi. zamanla herkesin sevgilisinin, kizinin, karisinin saclari bir oldu. ama hicbiri mag ryan' a benzedi mi, yok.. yine de bu moda o gun terkedilen kadinlara iki kere yaramistir
-french kiss adli filmi katiksiz bir basyapit olan, ayni filmde insanliktan cikip melek, tanrica formuna giren, oynayanlar kisminda isminin yer almasi bir filme gidilmesi icin yeterli olan, muhtesem gulumseyen, cok bir sahane, en muhtesem aktris.
-tapılası kadın
-hanging up adlı filmden sonra nefret ettiğim,eski aşkım
-tatlı şahsiyet
-sevimli ve çekici sarışın aktris. whan harry met sally'de oldukça sevimli ve takıntılı bir hatunu oynayan şahsiyet
-bir dönem gençlik dizilerinde de rol almış olan büyücü
-kendisi icin amerikan sekeri sifati kullanilan ve her kadinin sacini onun gibi kestirmeye ozendigi sevimlicik
-neden oldugunu anlamadigim bi sekilde hayatimdaki butun adamlarin ugruna olup, bittigi carpik bacakli, manasiz bakisli kadin. cok sevimliymis de, cok evlenilecek kadinmis da
-marka olmuş güzel ötesi hatun
-amerikanin basimiza musallat ettigi belalardan bir tanesi. bu kadindan hazzetmeyen bir erkek, bu durumu sevgilisine farkettirmemelidir
-addicted to love filmindeki guzelligiyle insani buyuleyen kadin. aman aman...
-french kiss'te trende peynir cesitlerini anlatirken kendini kaybeden, addicted to love'da asktan gozu donup intikam atesiyle yanan, when harry met sally'de ise kas arasi kirisigi bile sevilen, sleepless in seattle'da radyodan sesini duydugu adama asik olan, the doors'ta jim morrison'un sevgilisi olan, you've got mail'de askini tukkana tercih eden, city of angels'da melege asik olan super guluslu, super sacli ve "mor gozluk bir kadina bu kadar mi yakisir" dedirten sirin hatun...
-insani annesi yaşinda kadinlara bilendirten kadin
-esi benzeri bulunmayan, insan olduğundan şüphe ettiğim hatun
sozluk.sourtimes.org/ adresinden alınmıştır
|